Sayfalar

1 Nisan 2011 Cuma

„Wir verfolgen das Ziel der gemeinsamen Herrschaft der türkischen und kurdischen Arbeiter“

Die Republik Türkei, die 1923 gegründet wurde, war zu keiner Zeit ein System, das zu Gunsten der Arbeiterklasse der Türkei funktionierte. Man kann jedoch sagen, dass die Bedrohung, die das System für die Werktätigen schafft, noch nie so groß war wie heute.

Es mag stimmen, dass die Bourgeoisie in der Türkei seit achtzig Jahren an der Macht ist. Jedoch hat ihre Herrschaft mit der Regierung der Gerechtigkeits- und Fortschrittspartei (AKP) in vielerlei Hinsicht einen neuen Höhepunkt erreicht. Dass sich Entscheidungen nach den Bedürfnissen der Bourgeoisie richten, wird nicht mehr geleugnet. Es ist offensichtlich, dass der Ministerrat der Türkei aus Arbeitgebern und Händlern besteht. Wieder wird in der letzten Zeit vermehrt der religiöse Reaktionismus unter der Bevölkerung verbreitet, der schon immer gegen die Arbeiterbewegung verwendet wurde.

Aufruf zur Frontbildung

Die Kommunistische Partei der Türkei ruft die Arbeiter, Bauern, Studenten und Schüler, die Mittellosen aller Nationalitäten, die regionalen Zentren die gegen die Angriffe des Kapitals, gegen Lakaientum, gegen Faschismus, gegen die verbrecherische Politik der AKP-Regierung Widerstand organisieren wollen, diejenigen, die auf der Seite der Arbeit stehen, Revolutionäre, Patrioten, sämtliche sozialistischen Parteien und Organisationen zur FRONTBILDUNG auf.

Was beabsichtigt die Kommunistische Partei der Türkei in der Frage der Europäischen Union?

Zehn beliebte Fragen und die Antworten der TKP
 
Es gibt mehrere Gründe dafür, warum die Kommunistische Partei der Türkei gegen die EU ist. Immer wenn sich die Gelegenheit ergibt, versuchen wir euch die Gründe mitzuteilen. Dieses mal antworten wir kurz auf einige Fragen bezüglich der EU, die den TKP’lern gestellt werden. Die Fragen, die wir gewählt haben, sind die mit denen wir uns am meisten konfrontieren müssen. Aber die wichtigste ist vielleicht: „Glaubt ihr daran, dass der Sozialismus in der Türkei eingeführt wird?“.
Unsere Antwort darauf ist unsere elfte These: Die Verwirklichung der sozialistischen Revolution in der Türkei ist viel realistischer und näher als die EU-Mitgliedschaft des Landes.

28 Şubat 2011 Pazartesi

Devrimden Sonra geliyor...

Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin bir süre önce duyurusunu yaptığı ve ilk fragmanlarını yayınladığı Devrimden Sonra filminin çekimleri sürüyor.

Devrimden Sonra filminde Türkiye'de sosyalist bir devrim olduktan sonraki dönemde geçen 12 hikaye anlatılıyor. 12 kısa film, 12 kısa hikaye.

1 Mayıs 2011 de vizyona girecek olan filmde bir çok ünlü ve ünsüz oyuncu, tiyatrocu ve sinemacı rol alıyor, filme katkı sunuyor, üstelik hiçbir ücret talep etmeden.

İmece usülü çekilen filmin masraflarını karşılayabilmek içinse filmin gelecekteki seyircilerinden destek beklenmektedir.

Profesyonel olarak çekilen ve yine o şekilde vizyona girecek yani dağıtılacak olan filmin yapım, çekim, post prodüksiyon, dağıtım ve tanıtım konularında maddi ve manevi desteğe ihtiyaç duyulmakta.

Devrimden Sonra Kollektifi destek vermek isteyen kişilere film gösterimlerine katılım biletlerini hazırlamış durumda. Şayet bu filmin yapım aşamasında destekçisi olmak isterseniz bu biletlerden edinmeniz mümkün. 50 ve 100 er Tllik (25 ve 50 Avro) bu biletlerden almak isteyenlerin yurtdışında da biletleri edinmek için bizimle irtibata geçmesi mümkün.

İletişim bilgileri:

sedayenil@gmail.com

edayenil@gmail.com

Devrimden Sonra filminin fragmanlarını da izleyebileceğiniz ve her türlü bilgiyi edinebileceğiniz resmi sitesi: http://www.devrimdensonra.com/

Tüm Dostlara selamlar.

BOYUN EĞME... OYUMUZ TKP’ YE

Bizim Radyo Almanya

Avrupada yaşayan komünistlerin ortak Blog sayfasını: yaratan düşünen dostlara

Elinize sağlık diyorum. O ,zaman herkese katkı sunmaya çağırıyorum.

TKP’le tanışmam tesadüfen internet’te gezinti yaparken oldu. karşılaştık selamlaştık yaptığı işlere baktım birlikte karşılıklı konuşmaya başladık. ve benim içimdeki sönmeye yüz tutmuş közü körüklemeye başladı, insan için yapılması gereken mekanızma yavaş yavaş dikkatli bir şekilde hareketlenmeye başladı. (‘’Balıklama atlamak istemedim.tabi,78 kuşağı o zaman ki abilerimiz yaz tatil’lerinde köye geldiklerinde. seminer, kitap okuma yapılırdı.) Anlatımdan sonra söyle derlerdi: kendini geliştireceksiniz ‘’sakın maymun iştahlı olmayın öğütü verirlerdi. Bu üzerine ben de dikkatli sade sakin bir şekilde uzun zamandan beridir karşılıklı dostluğumuza devam ettiriyorum ve ettireceğimde

Parti benden bir şeyler bekliyor....... evet çok doğru.

O zaman bende kendi kendime sordum...ya acaba partime ne verebilirim diye?

İlk olarak o zamanlar yurtsever cephe yi çevremdeki dostlarımı dağıtmakla başladım,ardından sol gazetesinin dağıtımı geldi. Bunun yanı sıra partinin yazılarını internetden baskı yapıp yine duyarlı dostlara dağıtmakla devam ettim.TKP nin gündeme ilişik siyasi değerlendirmelerini bildiri haline getirip çevreme dağıttım. Dağıtmaya devam ediyorum. Artı tkp tanıtım toplantısı hem bulunduğumuz alanda, onun dışında bir tanıtım toplantısı daha yaptık.

Akıntıya Karşı............Behice BORAN belgeseli gösterildi. Ve sonra kısa bir değerlendirme yapıldı. Sol dergiye abone oldum düzenli geliyor . ben okuduktan sonra çevremdeki ilgi duyan dostlara veriyorum.

Bence partiyi ilgi duyan her kes Sola abone olmalı, okumalı okutmalı dağıtmalı...

‘’TKP 90 Yılı Tezleri’’ Frankfurt bölgesindeki Parti dostlarımızla birlikte okuyup tartışmak istiyoruz.

Seçimlerle ilgi ve seçim öncesi TKP Bildiri Afiş; ve yazıların Türkiyeli insanlara ulaştırılması benin için bir görev olarak önümde duruyor ( Sol Gazetesnin 364 sayının arka kapaktaki:Boyun eğmeyen 500 bin kişi aranıyor sayfasını) bildiri ve Afiş Olarak yapıp evlere, uygun yerlere asmayı düşünüyorum. Ayrıca solun son sayısındaki Kadınlar: seçimden seçi me? Yazısına bülten haline getirip dağıtmak istiyorum.

İnsanlık boyun Eğer mi Gecesinin Cd sini çevredeki dostları birlikte toplantı yapmayı düşünüyorum.

TKP,nin yurtdışı kampını geneleksel olarak, bu yıl üçüncüsünü gerçekleştireceğiz.

RPL TKP dostu

24 Şubat 2011 Perşembe

Yaşam


Andre Thiele

Eğer ben bir komünist olsaydım, tıpkı Andre Müller (senior) gibi düşünürdüm. Ama ben bir yayıncıyım, benim görevim devrim değil, iyi kitaplar yapmak. Yayınlamayı en çok istediğim kitaplardan birisi kısa süre önce çıktı, bu duruma sonsuza kadar kızsam da maalesef tarafımdan değil, Andre Müller (senior) in anlaşmalı yayınevi Eulenspiegel de: “Sarımsak Sevenler Partisi” (Die Partei der Knoblauchfreunde).

Solcu moda gevezelerini ayırt etmek için iki basit soru yeterlidir: Stalin’i ne kadar iyi tanıyorsunuz? Dünyayı algılayabilmek için teoriyi kullanan, ama bu teorinin en tutarlı uygulayanı ile güya oldukça öznel soruncukları olan bu insanlar neye yararlar ki? - Ve “Sarımsak Sevenler Partisi”ni biliyor musunuz? Büyük olasılık bilmezler. Öyleyse ne halta yararlar?

“Sarımsak Sevenler Partisi” realist bir eserdir. Ve tabi ki böyle bir şeyin okuyucu bulmaması doğaldır, özellikle de solcuların arasında, ne de olsa romanın konusu onlar.

Bu roman Marksist partilerin teori ve pratiği üzerine kısa bir ders kitabıdır. Onu anlayan 1423 kitabı okumuş kadar olur - ki bu 1423 kitap sadece 1953 den önce yazılmış olanlardır. “Kısa” kelimesine vurgu yapıyorum, çünkü romanın yeni baskısında 107 sayfası var. Gereksiz yere bu basımda Andre Müller’ in başka çalışmaları da eklenmişler. Oldukça değerli çalışmalar kuşkusuz, ama bu kısa roman mücevherinin yanında olması gereken etkiyi yaratamıyorlar. Burada da eski skolastik sorunun etkisi görülebilinir: bir iğne ucuna fazla melek koyarsanız cemaat mutlaka etkilenir, ama ulema bazılarının düşeceğini bilir.

Sizinle iddiaya girebilirim, bu eser kitapçılarda “Mizah & Hiciv” köşesine yerleştirilecektir, en iyi ihtimalle Müller in yemek pişirme sanatına yaptığı katkılara eklenecektir. Çünkü bir gülümsemeyle gelenin ciddiyetine zinhar inanamıyorlar. Aynı yöntemi Peter Hacks’ ın tüm eserlerinde de bulabiliriz ve Hacks bile bu yüzden Hans Heinz Holz tarafından hicivci olarak tanımlanıyor.

“Sarımsak Sevenler Partisi”ndeki anti-idealizmden daha fazlası bulunamaz. Marksist partinin görevi şu ya da bu değil, belli bir iktidar yapısıyla, belli bir üretim biçimini kabul ettirmektir. Ne bir fazlası, ne bir eksiği. İşte tüm bunlar, kişilerin kendi bireysel rollerine, ya da partinin rolüne, ya da genel olarak dünyaya dair varsayımlarından kesinlikle bağımsızdır. İyi ya da kötü olmaları gerçekten önemli olan şeyler için bir şey ifade etmezler. – Bu durum tabii ki solcuların tepkisini çekiyor. Onlar artık belli bir iktidar biçimini hayata geçirmek istemiyorlar ve hatta en iyisi her türlüsünü basitçe ortadan kaldırmak istiyorlar. Ve onlar belirli bir üretim biçimini uyarlamak bir yana, üretim sorunu hakkında tek bir şeyi bile düşünmek istemiyorlar. Solcular iyi insanlar olmak istiyorlar. Ve işte bu romanı okuduklarında, bunun onlara hiçbir şey kazandırmayacağını öğrenmek zorunda kalacaklar. Sarımsak konusunda tercihler ayrılır nitekim.

“Ama benim daha yüzlerce sorum var”, diye umutsuzca haykırdı Bruno, kendisi de ayağa kalkarken. “Kim bunların cevaplarını bana verecek?”

“Yaşam”, diye karşılık verdi Baharat Tanrısı.

http://www.peter-hacks.de sayfasından çevrilmiştir.

TG

21 Şubat 2011 Pazartesi

Boyun Eğmeyen 500 Bin Kişi Arıyoruz

BOYUN EĞMİYORUZ!
Türkiye Komünist Partisi 2011 Genel Seçimleri'nde tüm ülkede, bütün illerde, bütün milletvekillikleri için aday gösterecek ve seçimlere TKP olarak katılacaktır.
Türkiye Komünist Partisi'nin seçim çağrısı bellidir: TKP'ye verilecek oylar bu seçimin kaderini belirleyecek, ona anlam kazandıracaktır.
“Boyun eğmeyen 500 bin kişi arıyoruz” çağrısıyla seçimlere giriyoruz.
Peki biz ne vaad ediyoruz? TKP'ye oy vermesini istediğimiz halkımıza nasıl bir Türkiye vaad ediyoruz?
Bu sorunun cevabı yıllardır ortadadır ve 2011 seçimleriyle bu sorunun bir ilgisi yoktur.
TKP, seçimlere bir TKP iktidarının neler yapacağını, sosyalist Türkiye'nin nasıl olacağını anlatarak girmeyecektir. Bunların cevabı bizim için ortadadır ve 2011 seçimlerinde TKP'nin vaadi sadece şudur: